Depremin şiddeti Haliç’ten Silivri’ye kadar 9’u bulacak

Sözcü gazetesinden İpek Özbey’e konuşan Prof. Dr. Naci Görür şunları söyledi:

Hocam önce bir kafa karışıklığını giderelim istiyorum. Bazı uzmanlar, Marmara Denizi’ndeki fayın ölü bir hat olduğunu söylüyor. Asıl fay Yalova’nın Çınarcık bölgesinin önünden geçiyormuş, yani hiçbir zaman Kuzey Marmara kenarından giden bir fayımız söz konusu değilmiş. Şimdi uzmanlardan gelen farklı yorumlar var, siz ise yıllardır uyarıyorsunuz, hatta bazen çığlık atıyorsunuz. Uzmanlar arasındaki bu derin görüş ayrılığı neye dayanıyor, aynı yere bakıp nasıl farklı sonuçlardan bahsediyorsunuz?

– İsim vermeyeceğim ama onlar uzman değil. Bilimsel de değil. Uzman dediğin zaman konuştuğu konu üzerinde çalışmış, gözlem yapmış, veri toplamış, o verileri incelemiş, yorumlamış, bilim süzgecinden geçmiş, çalışması uluslararası saygın bir dergide yayınlanmış olmalı. Bu bilimsel bir çalışmadır ve dolayısıyla bir uzmanın yapabileceği bir şeydir.

Geçen hafta Bursa’nın Gemlik ilçesinde 5.1 ve 4.5 büyüklüğünde depremler meydana geldi. Marmara Bölgesi’nde hissedildi. Biz yeniden İstanbul depremini konuşmaya başladık. Siz İstanbul’da deprem olasılığını yüzde 47 olarak açıkladınız. Bu aynı zamanda yüzde 53 olmayabilir demek. Bu oranları neye dayandırıyorsunuz?

– Jeolojide hemen her şey olasılık yüzdesiyle konuşulur. Dünyanın bütün davranış şeklini biz tam olarak söyleyemiyoruz, matematik gibi değil. Hep ‘olabilir’ demek lazım. Olmayabilir de çünkü, yarın olmaz, üç gün sonra olur. Dünya insanın düşündüğü gibi davranmıyor.

Yüzde 47, Parsons, 2000 senesinde bir çalışma yaptı. Türk bilim adamları da vardı. O çalışmayı yaparken jeolojik dönem depremlerini incelediler. Fayda stres birikimini incelediler. Stres transferi hesabına göre sonuçlarına göre 1999’dan sonra 30 yıl içinde deprem olma olasılığı yüzde 64. Bu çok büyük bir olasılık. Bu sene Parsons bunu revize etti, ABD’den bize seslendi. “Yaptığım revize sonucu bu olasılık yüzde 47’ye indi” dedi.

İstanbul’un yapı stoğu nasıl?

– Asya yapısının jeolojik yapısı eski, dolayısıyla çok daha sertleşmiş kayalardan meydana geliyor. Avrupa yakasında daha genç. Eski peynir ile taze peynir gibi düşün. Avrupa yakasında senin bina yaptığın yer genç çökerlerden meydana geliyor. Yeterince kaya niteliği yok. Kumlu, içinde su olan zayıf kayalar. Avrupa bu durumda. Asya ise tam aksi kaya. Bu, depremde yapı stokunu ve deprem dayanıklılığını çok etkiliyor.

Biraz daha açar mısınız, iki örnek aynı depremden farklı mı etkileniyor?

– Deprem dalgaları en az 15 kilometre alttan geliyor. Küresel yayılıyor. Havuza su attığında nasıl dalga dalga geliyor, öyle. Altta sağlam kayadan çabucak geçiyor. Önce P dalgası, sonra S dalgası geliyor.

En çok hangi ilçeler etkilenecek?

– Özellikle Avrupa yakasında yer alan bölgeler Haliç’ten tutun Silivri’ye kadar olan alan, denize yakın olan kesimler Bakırköy, Zeytinburnu gibi, buralar depremden daha ciddi etkilenecek.

Diyelim yüzde 47 ihtimal gerçekleşti ve İstanbul’da çok büyük bir deprem oldu. Nasıl bir su sorunu yaşayacağız?

– İstanbul’da kanalizasyon ve içme suyu yan yana gider. Depremde bunlar kırılır, tahrip olur, kanalizasyon içme suyu şebekesine karışır. Salgın hastalık gırla gider. Sular kesilir, hijyen kalmaz. İnsanlar susuzluk çeker. Su getirip halka dağıtmak büyük problem olur, yollar kapalı olur. İnsanlar yıkanamaz.

Çalışmanızda su açısından en riskli yerler neresi?

– Hepsini biliyorum. Avrupa yakasında daha fazla olduğunu söyleyebilirim. Marmara Denizi’nden kıyıdan başlayarak ilk 10 kilometrelik bir şerit düşün. Orada çok daha fazla sıkıntı olacak. Çünkü depremin şiddeti genellikle Haliç’ten Silivri’ye kadar 9 şiddetini bulacak. 9 şiddetinde bir depremin etkisi altında kalmak şu demek: Çok iyi yapılmış binalar bile ciddi hasarlar alabilir.

AFAD, olası afette kullanılmak üzere Silivri’de oluşturulan merkeze konteyner depolamaya başladı. Doğru bir strateji mi?

– Silivri 8 şiddetinde etkilenecek depremden. Siz oralarda yığınak yapabilirsiniz. Burası da nihayet Marmara Bölgesi. Ben bu yığınakların Marmara Bölgesi dışındaki kentlerden gelmesi gerektiğini, yardımın oradan yapılması gerektiğini düşünüyorum. Hatta komşu ülkelerle işbirliği öneriyorum. Çünkü Marmara Bölgesi tamamen bu işten etkilenecek. Havayoluyla bu işi yapmanız sınırlı. Önemli olan 72 saatte ne kadar hızlı hareket ettiğiniz. Hayatta kalmanın limiti bu. İlk acil müdahale Marmara dışında konuşlanmalı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx